Bilimsel gevezelikler yapan belki binlerle ifade edilebilir fakat gerçek bilimsel bilgi sahipleri olsa olsa birkaç yüz kişiden İbarettir. Yani şuna benzer bir durum çıkıyor ortaya: Eğer bilim hayatın yasalarını belirliyorsa, o vakit insanlığın büyük çoğunluğu, milyonlarcası birkaç yüz bilginin idaresine tabi olacaktır.
Avrupa’da bile kaç tane böyle bilgin var? Yirmi, bilemediniz otuz! Ve bu yirmi-otuz bilgin dünyayı yönetecek! Şu saçmalığa, şu iğrenç despotizme bakar mısınız? Bu otuz bilgin muhtemelen ilkin kendi aralarında dalaşacaklar ve olur da birleşebilirlerse bu bütün insanlığın ayvayı yemesi anlamına gelecektir.
Bir bilgin doğası gereği her türden entelektüel ve ahlaki çürümeye meyillidir, fakat esas kötü huyu bilgisini ve zekâsını bulunmaz sanmak ve geri kalan cahillere aşağılayarak bakmaktır.
Bir kez yönetmesine izin verin, en dayanılmaz tirana dönüştüğünü göreceksiniz.
Çünkü bilgin kibrinden daha iğrenç, kötü ve baskıcı bir başka şey yoktur. Çok bilmişlerin köleleri olmak; insanlık adına ne berbat bir kader! Dizginleri onların eline bırakırsanız, şimdilerde bilim adına yaptıkları deneylerde kullandıkları tavşan, kedi ve köpeklerin yanına insan toplumunu da ekleyi vereceklerdir.
Bilginler faydalıdır, bu tamam; ama onlara toplumsal ayrıcalıklar tanınmamalı, inançlarını, fikirlerini ve bilgilerini üretip yaymak özgürlüğü dışında haklar tanınmamalıdır.
Mihail BAKUNIN - DEVLET VE ANARŞİ
1814 – 1876







